Bedelsiz Şekilde Terk Edilen Taşınmazların Terk Amacına Aykırı Kullanılması Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edilmesi

Bedelsiz Şekilde Terk Edilen Taşınmazların Terk Amacına Aykırı Kullanılması Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edilmesi

Bedelsiz Şekilde Terk Edilen Taşınmazların Terk Amacına Aykırı Kullanılması Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edilmesi
A+
A-
26 Mayıs 2022 01:42
12

Bedelsiz Şekilde Terk Edilen Taşınmazların Terk Amacına Aykırı Kullanılması Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edilmesi

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü 29/12/2021 tarihinde, İbrahim Manav (B. No: 2019/2755) başvurusunda, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Olaylar

3.799 m² yüz ölçümünde arsa vasfındaki 1813 ada 768 parsel sayılı taşınmazın tamamı 1/2 oranında İ.M. ile başvurucunun murisi M.M. adına tapuda kayıtlıdır. Aynı mahalledeki 18.870 m² yüz ölçümünde arsa vasfındaki 1813 ada 769 parsel sayılı taşınmazın 14499/18870 hissesi Kooperatif, 4371/37790 hissesi İ.M., 4371/37790 hissesi başvurucunun murisi adına tapuda kayıtlıdır.

Belediye Encümen kararına istinaden maliklerin terk talepnamesiyle 768 parsel sayılı taşınmazın tamamı yeşil alan olarak tapu sicilinden terkin edilmiştir. 769 parsel sayılı taşınmazın maliklerinin talebi üzerine tapu sicil muhafızlarınca resmî senet düzenlenmiştir. Anılan tapu senedinde Kooperatif adına müştereken İ.M. ve M.K. ile başvurucuların murisi M.M.nin yetkili oldukları, ayrıca İ.M. ve başvurucunun murisinin kendi adlarına asaleten yetkili oldukları belirtilmiştir. Söz konusu senette 16/3/1989 tarihli Encümen kararına istinaden 769 parsel sayılı taşınmazın ifrazen on bir ayrı parsele ayrılarak malikler arasında rızai taksim yapıldığı ifade edilmiştir. Buna göre 18.870 m² yüz ölçümündeki 769 sayılı parselin 2.397 m²si yola, 9326 m² ise yeşil alan olarak terk edilmiş, geri kalan kısımları malikler arasında taksim edilmiştir.

768 ve 769 parsel sayılı taşınmazlarda terk edilen yerlerin bir kısmının dinî tesis alanına çevrilmesine ilişkin olarak Belediye Meclisince 23/6/2000 tarihinde onaylanan uygulama imar planı ve nâzım imar planın iptali talebiyle başvurucunun murisi ve İ.M. tarafından açılan dava 20/12/2002 tarihinde kabul edilerek imar planları iptal edilmiştir.

Başvurucunun murisi, bedelsiz olarak yeşil alan ve yola terk ettiği taşınmazların terk amacına uygun kullanılmadığını belirterek tazminat davası açmıştır. Mahkemece Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, Belediye Başkanlığı yönünden ise davanın esastan reddine karar verilmiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Yargıtay Dairesince onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi de aynı Daire tarafından reddedilmiştir.

İddialar

Başvurucu, bedelsiz şekilde yeşil alan ve yol olarak terk edilen taşınmazların terk amacına aykırı kullanılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Somut olayın elverişlilik ve gereklilik kriterlerinin tartışılmasını gerektiren bir yönü bulunmamaktadır. Asıl tartışılması gereken husus, müdahalenin orantılı olup olmadığıdır.

Ölçülülüğün üçüncü alt ilkesi olan orantılılık, kamu yararının korunması ile bireyin hak ve özgürlükleri arasında adil bir dengenin sağlanmasını gerektirmektedir. Öngörülen tedbirin maliki olağan dışı ve aşırı bir yük altına sokması durumunda müdahalenin orantılı ve dolayısıyla ölçülü olduğundan söz edilemez. Bu itibarla uygulanan tedbirle başvuruculara aşırı ve orantısız bir yük yüklenip yüklenmediğinin tespiti gerekmektedir.

Öncelikle başvurucu ve diğer malikler tarafından yapılan terkin şartsız olmayıp yeşil alan ve yol olarak, diğer bir deyişle şarta bağlı bedelsiz terk/bağışlama olduğunu ve derece mahkemesince aldırılan bilirkişi raporlarına göre de taşınmazların terk amacına uygun kullanılmadığını vurgulamak gerekir.

Bu aşamada belirtmek gerekir ki taşınmazın terk amacı dışında kullanılmakla birlikte kamu yararına yönelik başka bir ihtiyaç için tahsis edilmesi hâlinde yine kamu yararı amacının mevcut olduğu ancak sadece sebebinin değişmiş olduğu kabul edilmelidir. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesince daha önce de açıklandığı üzere taşınmazın kamulaştırma amacına uygun bir şekilde tahsis edilmesinden sonra bu ihtiyaca lüzum kalmaması nedeniyle farklı amaçlarla kullanılması da somut olayın koşullarına bağlı olarak mülkiyet hakkının gerekliliklerine bir aykırılık teşkil etmez.

Bu çerçevede başvuru konusu olayda yeşil alan ve yola terk edilen alanın bir kısmına terk amacına aykırı olarak belediye hizmet binası ve cami inşa edilmesi ile Belediyenin dükkânlardan gelir elde etmesinin farklı bir kamu amacına hizmet edip etmeyeceği hususunda mahkemece değerlendirmede bulunulmadan rızai terk talebinde bulunması nedeniyle tapuda söz konusu işlemlerin yapıldığı açıklanarak imar planlarında sonradan yapılan değişikliklerin terk işlemlerine etkisinin olmayacağı gerekçesiyle tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Dolayısıyla somut olayda derece mahkemelerinin kararlarının başvurucunun davanın sonucuna etkili olabilecek mahiyette olan iddia ve itirazlarına cevap verecek nitelikte yeterli ve ilgili bir gerekçe içermediği değerlendirilmiştir.

Buna göre idari ve yargısal sürecin bütününe bakıldığında mülkiyet hakkının korunmasında usule ilişkin güvencelerin somut olayda yerine getirilmediği, başvurucunun bu güvencelerden yararlandırılmadığı sonucuna varılmıştır. Bu sebeple başvurucunun mülkiyet hakkı ile müdahalenin dayandığı kamu yararı arasında olması gereken adil denge, başvurucu aleyhine bozulmuş olup mülkiyet hakkına yapılan müdahale ölçüsüzdür.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.